Şirketlerde çok pazarlı büyümenin görünmeyen yönetim krizi

Şirketlerde çok pazarlı büyümenin görünmeyen yönetim krizi

Küresel ölçekte büyümeyi hedefleyen teknoloji, mobilite ve üretim şirketleri son yıllarda aynı stratejiye yöneliyor: Aynı anda birden fazla pazara açılmak.

Özellikle yatırım destekli büyüme modellerinde agresif coğrafi genişleme, uzun süredir başarı göstergesi olarak kabul ediliyor. Ancak yönetim bilimleri alanında yayımlanan yeni analizler, hızlı yayılmanın şirketlerin iç yapısında ciddi koordinasyon sorunları oluşturduğuna işaret ediyor.

Uzmanlara göre sorun yalnızca operasyonel yoğunluk değil. Farklı ülkelerde büyüyen şirketlerde zamanla ortak karar alma refleksi zayıflıyor, ekipler birbirinden kopuk hareket etmeye başlıyor ve merkez ofis ile saha arasındaki stratejik uyum aşınıyor.

Literatürde giderek daha sık kullanılan “kurumsal parçalanma” kavramı da tam olarak bu tabloyu tarif ediyor.

Otomotiv, mobilite ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerle çalışan strateji ve iş geliştirme uzmanı İrem Eribol, hızlı ölçeklenen yapılarda bu kırılmanın erken aşamada fark edilmediğini söylüyor: “Şirketler büyüme hızına odaklanırken örgütsel dayanıklılığı ikinci plana atabiliyor”. Farklı sektörlerde edindiği deneyimle Eribol, kurumsal parçalanma riskini farklı yapılarda bizzat gözlemledi.

Her yeni pazar, şirket içinde yeni bir öncelik sistemi yaratıyor

Çok pazarlı genişleme süreçlerinde yaşanan en büyük problemin “yerel optimizasyon” olduğunu belirten Eribol, farklı ülkelerdeki ekiplerin zaman içinde ortak stratejiden uzaklaşabildiğini ifade ediyor: “Şirket yeni bir pazara girdiğinde doğal olarak o ülkenin dinamikleri ön plana çıkıyor. Bir süre sonra her ekip kendi operasyonel gerçekliğine göre karar almaya başlıyor. Bu kısa vadede verimli görünebilir ama orta vadede şirketin ortak yön duygusunu zayıflatıyor.”

Özellikle hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinde bu durumun daha sert hissedildiğini belirten Eribol’a göre, merkez ekiplerin tüm operasyonlara aynı ölçüde hakim kalması giderek zorlaşıyor. Bunun sonucunda şirket içinde birbirinden farklı önceliklerle çalışan mini organizasyonlar oluşabiliyor.

Büyüme stratejisi kadar yönetim mimarisi de önemli

Kurumsal yapılarda asıl baskının büyüme kararından sonra başladığını söyleyen Eribol, operasyonel uyumun çoğu zaman yeterince planlanmadığını düşünüyor: “Yeni pazarlara açılmak stratejik olarak heyecan verici bir karar. Ancak büyümenin sürdürülebilir olması için şirketin karar alma mekanizmasının da ölçeklenmesi gerekiyor. Aksi halde şirket fiziksel olarak büyürken yönetimsel olarak parçalanabiliyor.”

Özellikle farklı zaman dilimlerinde çalışan ekipler, yerel yönetim yapıları ve hız baskısı nedeniyle iletişim akışının zayıfladığını belirten Eribol, bu durumun yalnızca startup’larda değil büyük ölçekli şirketlerde de görülebildiğini ifade ediyor.

Eribol’a göre risk daha derinde: “Farklı pazarlarda farklı kararlar almak sorun değil. Sorun, bu kararların neden alındığını kimsenin açıklayamaması.

 

Önümüzdeki dönemde yatırımcılar büyüme hızına değil, karar mekanizmasının hâlâ işleyip işlemediğine bakacak.”

The post Şirketlerde çok pazarlı büyümenin görünmeyen yönetim krizi appeared first on Kilis Egitim.